Baykal ve Bahçeli, darbeye ikna edildi

Çalışma, Türkiye'de derin devletin yüz yılı aşan tarihine de ışık tutuyor. Kitapta yer alan en önemli iddialardan biri de dönemin CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin 'Sarıkız' darbe planına ikna edildiklerinin aktarıldığı kısım. Tayyar'a göre, Ergenekon, Baykal ve Bahçeli'yi AK Parti'nin devrileceği konusunda inandırdı.

Kitabın ilk bölümünde, İttihat ve Terakki'den Ergenekon'a uzanan derin yapıların analizini yapan Tayyar, 28 Şubat'la yeni bir boyut kazanan askerî müdahalelere de değiniyor. İkinci bölümde ise eski Eskişehir Emniyet Müdürü Hanefi Avcı'nın tartışılan kitabı ele alınıyor. Kitaptaki iddiaları tek tek cevaplayan Tayyar, Hanefi Avcı'nın İstihbarat Daire başkan yardımcılığı yaparken Milli İstihbarat Teşkilatı'nı (MİT) dinlettirdiği iddialarının belgelerini eklemeyi de ihmal etmemiş. Eski MİT Daire Başkanı Mehmet Eymür'ün Avcı'nın JİTEM'le ilişkisine dair iddiaları da kitapta yer alıyor. Tayyar'ın iddiasına göre, Ergenekon tarafından tasarlanan 'Sarıkız' planı CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'ye anlatılarak, AK Parti'nin kısa zamanda devrileceğine ikna edildi. 3 Kasım 2002 seçimlerinden itibaren darbe planlarına girişildiğini söyleyen Tayyar, Baykal'ın AK Parti için kullandığı, "İki aydan fazla dayanamazlar." iddiasını ve Bahçeli'nin bazı partililerle paylaştığı, "3 hilalin 2. zaferi yakındır. 6 ay içinde bu hükümet gidiyor." sözlerini bu çerçevede değerlendiriyor.

Hanefi Avcı, kitabında, İstihbarat Daire başkanlığı yaparken Konya Emniyet Müdürlüğü'ne döndürülen Hüseyin Namal'ı koruyan açıklamalar yapmıştı. Şamil Tayyar, Namal'ın 81 ilin emniyet müdürlüklerine gönderilen bir belgenin AK Parti'yi kapatma davasında kullanıldığını hatırlatıyor. Avcı'nın da kapatma davasıyla ilişkisi olup olmadığını sorguluyor. Namal'ın gönderdiği belgede şu ifadeler dikkat çekiyordu: "Legal alandaki imkanlardan faydalanarak faaliyet gösteren çok sayıdaki tarikat (Nakşi, Kadiri...), dini akım (Nurcu, Süleymancı...) ve dini inançları çıkarları doğrultusunda istismar eden grupların, Türk toplumunun temeli olan aile yapısının bozulması, vatandaşlarımızın maddi ve manevi yönden mağdur edilmesi gibi olumsuzluklara sebebiyet verdikleri hususları zaman zaman kamuoyu gündemine gelmektedir."

Yazar, bu cümleler sayesinde yasal olan bazı cemaat ve akımların yasa dışı kabul edilebileceğini söylüyor ve Avcı'nın bu belgeyi hazırlayan Namal'ı korumasının dikkat çekici olduğunu vurguluyor

Ağar ve Mumcu'yu kim darbeyle korkuttu?

Ergenekon soruşturma sürecinde yazdığı kitaplarla birçok karanlık noktaya ışık tutan star Gazetesi Ankara Temsilcisi Şamil Tayyar'ın derin devlet ve bürokratik iktidarın 200 yılı aşan öykülerini anlattığı yeni kitabı "Çelik Çekirdek" piyasaya çıktı. Kitabının son bölümünde aktüel gelişme olarak Hanefi Avcı hakkındaki iddialara da yer veren Tayyar, yayınladığı belgelerle gündeme damgasını vuracak.

BÜYÜKANIT BASKIYA BOĞUN EĞDİ

Yazarımız Şamil Tayyar, yeni kitabında, yakın tarihin en önemli tartışma konularından biri olan 27 Nisan bildirisinin dönemin Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt tarafından yazılmadığını, bildiride Genelkurmay 2. Başkanı Ergin Saygun'un etkili olduğunu öne sürerek, Büyükanıt için "Ordu içindeki baskıya yenik düştü" dedi.

367 KRİZİNDE SAYGUN'UN ROLÜ

Çelik Çekirdek'te, eski ANAP lideri Erkan Mumcu ve eski DYP lideri Mehmet Ağar'ın cumhurbaşkanlığı seçimlerine son dakika katılmama kararı alarak 367 krizine kapı aralamalarında dönemin Genelkurmay 2.?Başkanı şimdiki Balyoz Darbe Planı sanığı emekli Orgeneral Ergin Saygun'un doğrudan rol oynadığı belirtiliyor.

Askerin, Ağar ve Mumcu'ya "AKP hakkında kapatma davası açılacak, Tayyip Erdoğan ve arkadaşlarına siyaset yasağı konacak. 28 Şubat'ta olduğu gibi meclis içinden yeni bir hükümet kurulacak. AKP'li biri Cumhurbaşkanı olmayacak. Bunların hiç birisi olmazsa kesinlikle askeri müdahale olacak" mesajlarını verdiği iddia ediliyor.

HEP'Lİ AYDIN CİNAYETİ VE AVCI

Albay Cemal Temizöz'ün de yargılandığı faili meçhuller davasının tutuklu sanığı Korucubaşı Kamil Atağ'a o dönem en ciddi desteği uyuşturucu çetesi soruşturmasında tutuklanan eski Emniyet?Genel?Müdür?Yardımcısı Emin Aslan'ın verdiğini hatırlatan Tayyar, Ergenekon'da tanık sıfatıyla bilgisine başvurulan emekli Albay Zahit Engin'in adli takipteki konuşmalarında "Hanefi Avcı'nın Cem Ersever ile birlikte Diyarbakır HEP Başkanı Vedat Aydın'ın öldürülmesine karıştığını ve bu konuda 3 tanık gösterebileceği" ifadesine dikkat çekiyor.

UYUŞTURUCU - AVCI VE PAŞALAR

Şamil Tayyar 'Çelik Çekirdek'te, Emin Arslan'ın da tutuklandığı uyuşturucu operasyonunda tutuklanan Abdülkadir Ekicioğlu'nun şu iki önemli iddiasına yer veriyor: "Mustafa Arpacıoğlu uyuşturucu organizasyonun derin ilişkilerini takip ediyor, bazı generallerle özel bir telefon hattı var, onlarla zaman zaman bir araya geliyor" "Arpacıoğlu ayrıca kuryeler vasıtasıyla Edirne Emniyet Müdürü Hanefi Avcı'dan bilgi alıyor..."

JİTEM'E KOL KANAT GERDİ

PKK itirafçısı JİTEM elemanı Mustafa Deniz'in DGM'de verdiği ifadelere de yer verilen Çelik Çekirdek'te, Deniz'in "JİTEM'den zorla adam kaçırma, fidye, uyuşturucu madde kaçakçılığı gibi suçlara karıştığı gerekçesiyle uzaklaştırılan Adil Timurtaş ve İbrahim Babat'ın da Avcı'ya sığındığı ve onun tarafından himaye gördüğünü söyledi. Timurtaş ve Babat şu anda JİTEM davasınada sanık durumunda.

İki sürpriz görüşme

'Çelik Çekirdek'te, Hanefi Avcı'nın Haliç'teki Simonlar kitabı piyasa çıkmadan önce ve sonra iki kritik görüşme yaptığı anlatılıyor. Buna göre; Konya Emniyet Müdürü Hüseyin Namal İstihbarat Daire Başkanı olduktan sonra Eskişehir'e giderek Avcı ile görüştü. Avcı, kitabı piyasaya çıktıktan sonra da 21 Ağustos 2010 Cumartesi günü İstanbul'da MİT Bölge Başkanı İ.N ile bir araya geldi. Tayyar bu iki görüşmenin amacını da sorguluyor.

'Ağar yönlendirdi Arslan ile Avcı illegal iş yönetti'

Şamil Tayyar, Çelik Çekirdek'te Susurluk'la yıldızı parlayan Avcı'nın 1997 yılında TBMM Susurluk Komisyonu'na verdiği ifadelerle Susurluk'u perdelemeye çalıştığını iddia eden MİT mensubu Mehmet Eymür'ün 16 Ekim 1997 günü MİT Müsteşarlığı'na verdiği dilekçeye de yer verdi. Dilekçede Emin Arslan ve Hanefi Avcı'nın görevli oldukları dönemde Mehmet Ağar'ın yönlendirmesiyle "yeşil pasaport, sahte kimlik, silah ve patlayıcı" gibi konularda "illegal faaliyetleri sevk ve idare ettikleri" iddiası yer alıyor.

'Susurluk'ta projektörü başkalarına yönlendirdi'

Dilekçesinde Avcı için Susurluk'u yanlış istikamete sürüklemekle suçlayan Eymür, şu ifadelere yer verdi: "Susurluk kazası sonrasında bazı hakikatlerin ortaya çıkmaya başlaması, bu menfaat ve suç organizasyonunda büyük rahatsızlık ve telaş yarattı. Gündemi değiştirmek, projektörleri kendi üzerlerinden başkalarına çevirmek için senaryo üretmeye, iftiralar atmaya başladılar. Televizyonlara çıkartılan PKK'lı itirafçılar ve Hanefi Avcı bu senaryoların bir parçasıydı."

Deveyi güdemedi, diyardan gitti

KPSS skandalıyla ilgili soruşturma devam ederken, ÖSYM'den bir istifa haberi geldi.

ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ünal Yarımağan, görevinden ayrıldığı açıkladı. Kopya iddialarıyla zor günler geçiren Yarımağan, görev süresinin dolacağı Aralık ayını beklemedi.

YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan, önümüzdeki günlerde yeni ÖSYM Başkanı'nı seçecek.
KPSS'de 350 kişinin tam puan alması üzerine kopya iddiaları gündeme gelmişti. Eğitim Bilimleri Testi iptal edilirken, öğretmen atamaları da ertelenmişti.

Kopya skandalıyla ilgili başlatılan soruşturma kapsamında ÖSYM binasında arama yapılmıştı.

Organize kopya çekildiği iddiaları üzerine 58 kişi gözaltına alınmıştı. Zanlılardan 4’ü tutuklanmıştı.

Zanlıların kopya çekerken teknolojinin son nimetlerinden yararlandığı belirlenmişti.

Ali Nesin'den darbecilere suç duyurusu


Bir süre önce Eşitlik ve Demokrasi Partisi'ne (EDP) katılan Ali Nesin, bazı partililerle İzmir Adliyesi'ne gelerek, 12 Eylül darbecilerinin cezalandırılması isteğinde bulunduğu dilekçeyi özel yetkili cumhuriyet savcısına verdi.

Ali Nesin, dilekçesinin daha önce EDP İzmir İl Başkanı Arif Ali Cangı'nın aynı konuyla ilgili yaptığı suç duyurusuyla birleştirilmesini talep etti.

Dilekçede, 12 Eylül 1980 ve devam eden tarihlerde, eski cumhurbaşkanı ve dönemin genelkurmay başkanı Kenan Evren ile dönemin kuvvet komutanları Nurettin Ersin, Tahsin Şahinkaya, Nejat Tümer, Sedat Celasun, Bedrettin Demirel, Ali Haydar Saltık ve eski başbakan Bülend Ulusu ile kovuşturma sonucu kimlikleri tespit edilecek diğer bakan, bürokrat, vali, kaymakam, emniyet müdürü, asker, sivil memur ile diğer yetkili organ ve merci görevlileri şüpheli olarak yer aldı.

Şüphelilerin, ''Darbe yapmak, cebren anayasayı değiştirmek, hükümeti yıkmak, TBMM'yi zor kullanarak görev yapmaktan men etmek, darbeye zemin hazırlamak için sistemli bir şekilde planlayarak ve tasarlayarak adam öldürülmesine ve yaralanmasına göz yummak, işkence yapmak, eziyet etmek, hürriyetten yoksun bırakmak, cinsel saldırıda bulunmak'' suçlarını işledikleri öne sürülen dilekçede, darbe sonucu TBMM'nin kapatılıp anayasanın ortadan kaldırıldığı, siyasi partilerin kapısına kilit vurulduğu kaydedildi.

Dilekçede, ''12 Eylülde Türk Silahlı Kuvvetleri ülke yönetimine el koymuştur. Bu darbe emir-komuta zinciri içinde, yukarıdan aşağı, askeri hiyerarşi çerçevesinde cereyan etmiştir'' görüşüne yer verilerek, şüphelilerin işledikleri suçların soruşturmasına geçici 15. madde engel olduğundan bugüne kadar zaman aşımının işlemediği savunuldu.

AA

'Çorba parası' teklif eden yandı

Emniyet Genel Müdürlüğü Trafik Daire Başkanlığı, geçtiğimiz nisan ayında, ABD’de kullanılan ve karanlıkta radar kontrolünün yapılmasını sağlayan hassas cihazlardan 400 adet sipariş verdi. Yaklaşık bir ay önce Türkiye’ye getirilen cihazlar, tüm il emniyet müdürlüklerine dağıtıldı.

50 metre çapı dinliyor

Görüntü kaydı yapabilen ve 50 metreye kadar tüm kısık sesli konuşmaları algılayabilen sistem, şehir içi ve şehirler arası yollarda görev yapan radar araçlarına takılmaya başlandı. Geçmişte kullanılan sisteme oranla, yüzde 100 daha kaliteli görüntü kaydeden cihazlar, istenildiği takdirde gece hız kontrolü yapımında da kullanılabilecek. Cihazın en önemli özelliği ise hız kontrolü yapımı sırasında çekilen tüm görüntüleri ve alınan ses kayıtlarını hafızasında saklayabilmesi.

Mahkemede delil olacak

Cihazlar, öncelikle İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyük şehirlerde kullanılmaya başlandı. Harekete duyarlı kamerası sayesinde, trafikte kural ihlali yaptığı gerekçesiyle durdurulan araca yönelen kamera, duyarlı dinleme cihazı sayesinde ise polisle sürücü arasındaki tüm diyalogları kayıt altına alıyor. Ceza yazılmaması karşılığında rüşvet teklif edildiği taktirde ise ses kayıtları mahkemede delil olarak kullanılabiliyor. Denemelerde olumlu sonuçlar veren cihazların bir yıl içinde tüm radar araçlarına takılması planlanıyor.

Rüşvetin suçu ağır

TCK’nin 252. Maddesinde “Rüşvet alan kamu görevlisi, 4 yıldan 12 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Rüşvet veren kişi de kamu görevlisi gibi cezalandırılır. Rüşvet konusunda anlaşmaya varılması halinde, suç tamamlanmış gibi cezaya hükmolunur” deniliyor.

HÜRRİYET

Ayasofya yerine İpsala'da ayin yaptılar!

AA muhabirinin, İpsala Sınır Kapısı'ndan Türkiye'ye giriş yapan otobüslerde bulunan yolculardan aldığı bilgiye göre, Yunanistan'ın Dedeağaç kentinden İstanbul'a ayin yapmak için gitmek isteyen yaklaşık 100 kişilik bir grup, İpsala Sınır Kapısı'nın karşısındaki Yunanistan Kipi Sınır Kapısı'na geldi.

Buradaki gümrük sahasında bir süre bekleyen grup, kendi aralarında ayin düzenledi. Görgü tanıkları, ayinin yaklaşık bir saat sürdüğünü ifade etti. Grup, daha sonra Atina'ya geri döndü.

İpsala Sınır Kapısı'nda görevli emniyet yetkilileri de Kipi Sınır Kapısı'nda ayin yapıldığını doğruladı.

Yunan kökenli Amerikalılardan oluşan 250 kişilik grup, Ayasofya'da ayin yapmak için Yunanistan'dan Türkiye'ye gideceğini açıklamış, ancak Kültür ve Turizm Bakanlığı ayine izin vermemişti. Bunun üzerine grubun lideri ve Uluslararası Ayasofya Kilise Camiası Organizasyonu Başkanı Chris Spiru, dün gece Türkiye'ye gitmekten vazgeçtiklerini açıklamıştı.

AA

İlk istifa haberi MHP'den

TOKAT'ın Pazar İlçesi'nin Dereköy Belde Belediye Başkanı MHP'li Fatih Mehmet Cezik, partisinden istifa etti. Cezik, istifasına, parti yönetiminin tabanın sesini dinlemediğini gerekçe gösterdi.

Dereköy Belde Belediye Başkanı Fatih Mehmet Cezik,MHPyönetiminin tabana zıt bir düşünceyle referandumda ‘Hayır' kararı aldığını öne sürerek, partisinden istifa ettiğini açıkladı. Cezik yaptığı açıklamada şöyle dedi:

“MHP'nin mutlaka tabanla iyi iletişim kurması gerekli. Referandumda alınan sonuçlar ortadadır.CHPile mensubu bulunduğum partim MHP, seçimlerde yüzde 42 oy alıyor. Bu da yönetimin tabanla fikir ayrılığında olduğunu gösteriyor. Hayır kararının yanlış olduğunu ve tabanın da bu kararı desteklemediğini düşünüyorum. Bu nedenle partim MHP'den istifa ediyorum.”

Şu anda her hangi bir partiye geçmediğini ifade eden Cezik, bağımsız olarak görevini sürdüreceğini söyledi. Beldede, referandumda sandıktan 548 evet, 322 hayır oyu çıkmıştı.

Ajanslar

Kılıçdaroğlu Antalya'da yine güldürdü

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile eski Genel Başkan Deniz Baykal'ın beklenen buluşması Antalya'da gerçekleşti. Uçakta birlikte soruları yanıtladılar, miting kürsüsüne çıktılar. Esenboğa Havaalanı'na saat 13.45'te gelen Kılıçdaroğlu ile Baykal VIP çıkışında karşılaştı. İki lider bir süre sohbet ettikten sonra uçağa bindikten sonra birlikte gazetecilerin sorularının da yanıtladılar.

Baykal, "güç birliği yapıyorsunuz" hatırlatmasına "Güç birliği ifadesi anlamsız. Biz CHP'yiz. CHP olarak hepimiz onun bir parçası olarak bulunduğumuz koşul ne olursa olsun, tüm gücümüzle katkı veriyoruz. Genel başkan çalışıyor. Biz de bir milletvekili olarak yanında olmaya gayret gösteriyoruz" dedi. CHP Lideri Kılıçdaroğlu da Baykal için "Burada olmasından çok mutluyuz" dedi.

BBP: Yeni anayasanın devamı gelecek

Gündoğdu, yazılı açıklamasında anayasa değişikliklerini eksikliklerine rağmen milletin yararına gördükleri için referandumda ''yetmez ama evet'' diyeceklerini belirtti.

Referandum sürecinde yapılan propagandaların ve üslubun ''seviyesiz'' olduğunu öne süren Gündoğdu, ''Ancak ülkemizdeki yerleşik siyasi anlayış böyle. Siyasi görüşümüz ne olursa olsun eğer yapılan değişiklikleri halkın yararına görüyorsak, 'evet' demeliyiz. 26 maddelik anayasa değişiklikleri, ileride yapılacak tam sivil bir anayasanın ilk adımını oluşturuyor'' dedi.

AA

Hukuk Dernekleri Platformu evet diyecek

Hukuk Dernekleri Platformu, 12 Eylül Pazar günü halkoyuna sunulacak olan anayasa değişikliklerini, Türkiye'de demokratikleşmeyi hızlandıracak ve tümüyle yeni bir anayasa yapmayı sağlayacak bir adım olarak gördüklerini bu nedenle oylarının ''evet'' olacağını açıkladı.

15 hukuk derneğini bünyesinde bulunduran Hukuk Dernekleri Platformu üyesi avukatlar, anayasa değişiklik paketinin oylanacağı 12 Eylül referandumu ile ilgili Sultanahmet'teki İstanbul Adliyesi önünde açıklama yaptı.

Platformun sözcüsü Avukat Bilal Çalışır, ''Ülkemizde faşist bir darbe ürünü olan 12 Eylül Anayasası'nda kısmi değişikliklere değil, insan hak ve özgürlüklerini esas alan çağdaş, demokratik bir düzenin oluşumuna katkı verecek ve kurucu meclis niteliğinde bir organla toplumun tüm kesimlerinin etkili olabileceği bir anayasaya ihtiyaç vardır'' dedi.

''Bizler birer vatandaş ve hukukçu kimliği ile yaşadığı ülkeye ve insanlarına karşı duyarlılık göstermeyi, vicdanı, ahlaki, insani sorumluluğumuz ve görevimiz olarak görüyoruz'' diye konuşan avukat Çalışır, 26 maddeden oluşan anayasa değişikliğine ilişkin düzenlemelerin mevcut anayasal düzenlemelere göre, daha ileri, çağdaş ve demokratik niteliklere sahip olduğunu belirtti.

Anayasada kısmi değişikliliklerin yeterli olmadığını söyleyen Çalışır, daha kapsamlı ve kucaklayıcı bir değişikliğe ihtiyaç olduğunu belirtti. Çalışır, şunları söyledi:

''Geçmişte, Anayasa'yı çağdaş ve özgürlükçü doğrultuda değiştirmeyi vaat edip bunun gereğini yerine getirmeyen siyasi partilerin darbe anayasasını savunmalarını üzüntü ile izliyoruz. Sonuç olarak, bu değişiklikleri, Türkiye'de demokratikleşmeyi hızlandıracak ve tümüyle yeni bir anayasa yapmayı sağlayacak bir adım olarak görüyoruz. 12 Eylülde yapılacak referandumda değişikliklere, açık olarak 'evet' diyeceğimizi duyuruyoruz.''

AA

Analar ağlamasın diye EVET

12 Eylül 1980 döneminde yaşadıklarınızdan biraz bahseder misiniz?

12 Eylül döneminde öyle haksızlıklar, yanlışlıklar oldu ki… Kazayla içeri giren bir sürü insana işkence yapılarak suçlar kabul ettirildi ve uzun süre yattılar. Kim doğru kim yanlış belli değil. Bize esir kampındaki muamele yapıldı. İç emniyeti sağlayan Türk polisi astsubayların emrinde uygun adım marş yürütülüyordu. Ne kadar esef bir şey. Bir astsubay emniyet müdürüne emredecek durumdaydı. Benim yanında solculara aşırı işkence yapıyorlardı. Bak solcuları daha çok dövüyoruz diyorlardı. Solcuların yanında da sağcılara aynı muamele yapılıyordu. 12 Eylül’de maviyi severiz diye köşe yazıları vardı. Maviyi övmek de yasaklandı. Buralardan geldik. Mutlak surette bu yaşananların sona erdirilmesi için, anayasa değişikliğini kim yaparsa yapsın desteklenmesi lazım.

Dışarıda kavga ettiğiniz insanlarla içeride bir arada bulunmak nasıl bir duyguydu?

Ben çok solcu arkadaşın falakadan sonra şişen ayaklarının altına kangren olmasınlar diye tuzlu su koyarak rahatlattım. Biz karşı karşıya geldik, kavga ettik ama özüne baktığımızda kimse vatana ihanet etmedi. 1975’ten itibaren ihtilale kadar sürekli başkanlık yaptım. Bizim bilgimiz dışında hadiseler oluyordu. İhtilali hazırlayan, işkence yapanlar parsayı toplayıp zengin oldular.

Aileniz nasıl etkilendi?

Bir gün annem ve ablalarım beni ziyarete geldiler. Tel örgülerin ardından giderken el sallayamıyorlardı. Gizlice parmaklarını oynatıyorlardı, çok zoruma gitmişti. Bize çok işkence yapıldı, çok acı çektik, ama analar daha büyük acılar çekti. Anaların ağlamaması için evet diyorum.

İşkence gördünüz mü?

45 gün işkence gördüm. Kışın ortasında Konya’da sadece günde iki defa tuvalete gidebiliyorsunuz. Işık görmeniz mümkün değil. İşkenceden işkenceye gidiyorsunuz. Birçok insan benim söylemekten utanç duyduğum şeyler yaşadılar. Bunlar bir daha olmasın.

12 Eylül sonrası nasıl bir Türkiye ile karşılaştınız?

12 Eylül sonrasındaysa askerlerin kabiliyetine bakılmadan belediye başkanlıklarına tayinleri yapıldı. Doğu’da verilen savaşın temelinde bunlar yatmaktadır. O insanları dışlayarak, bastırarak, yok ederek şimdiki ortam oluşturuldu. İnsanlar kendilerine hiç sormuyor mu merak ediyorum; acaba ben doğuda bir Kürt olarak doğmuş olsaydım ne olurdu diye… 2-3 senede Amerika’da 73 millet devlet oluyor ama biz bin senedir birlikte yaşıyoruz, kültürümüz aynı, ama bizi millet yaptırmıyorlar.

Peki yeni anayasa paketi ile ilgili görüşünüz nedir?

Hiç kimse işin özüne inmiyor. Ne getirir ne götürür konuşmuyorlar. İnsanlar siyasi rekabetten doğan hengamelerle birbirine yükleniyor. Bu durumda ortalık oldukça karmaşık. Şu anda mecliste olan dört partiye baktığınızda anayasa paketi hazırlayın deseniz üç aşağı beş yukarı aynı şeyi yaparlar. Vatandaşın da bu noktada kafası bulanıyor. Türkiye’de demokrasi olgunlaşmamış, sürekli sekteye uğramış, bizim vergilerle dışarıdan istihbarat toplansın diye alınan son teknoloji silahlar içeriye dönük kullanılıyor. İktidarlar bir muhtıra ile gitti bir muhtıra ile geldiler.

Siz ülkücüsünüz, ama evet oyu kullanacağım diyorsunuz. MHP’den de sert tepkiler yükseliyor. Ne düşünüyorsunuz?

Devlet Bahçeli, geçmişine, bu hareketin çilesini çeken insanlara, kuruculara ve genel başkanına ihanet ediyor. Siyasi rant endişesi ile yeni anayasa paketinin önünde duruyorlar. MHP’nin bu tavırda olmasını anlamak mümkün değil. Alparslan Türkeş, Muhsin Yazıcıoğlu yaşasaydı evet oyu verirdi. İdam edilen veya 12 Eylül hengamesinde toprağa verilenler geri gelse onlar da evet derlerdi. Mesela Muhsin Kahya isimli bir arkadaşım var, 28 senedir cezaevinde. İçeriden ailesine haber gönderdi; mutlaka evet oyu verin diye. 18 yaşında girdiği cezaevinden hala çıkamadı. Ben 1984 yılında çıktım. Evlatlarım oldu, büyüdü. O hala nerelerde. Seyfi Oktay’ın yüzünden hala 20 arkadaşımız içeride yatıyor. CHP de demokrasiden yana tavır koyması gerekirken vesayetten, tutuculuktan yana. PKK ve BDP ile aynı saflarda birleşmelerini esefle karşılıyorum. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, hayır deyin, genel affın yolu açılsın diyor. Her gün birkaç şehit gelirken böyle bir laf edilmez. Asıl niyetlerini gizleyerek kafa bulandırıyorlar. Kürtçülük hareketi körükleniyor. Açılım aslında bir şanstı. BDP dinamitlemeseydi MHP ve CHP provoke etmeseydi vatandaşın PKK ile aralarındaki bağları zayıflayacaktı. Yüzde 50’si destek veriyorsa, o zaman yüzde 10-15 kalacaktı.

Peki 13 Eylül günü nasıl Türkiye bekliyorsunuz?

Mutlaka evet çıkacağına inanıyorum. Bizim insanımız az okumuştur, ama ariftir gereğini yapar.

bma

TOBB yönetimindeki 12 Eylül çıkmazı

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmesinde yeni anayasaya destek verdiğini söyledikten hemen sonra yaptığı açıklamada kamuoyuna 'tarafsızız' mesajları veren Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu'nun kendi yönetimi içinde referandum çatlağı ortaya çıktı.

12 Eylül öncesinde TOBB Yönetimi'nin aldığı "Görüş bildirmeyeceğiz" kararına karşı birliğin yönetim kurulunda yer alan 15 üyeden dördü 'Evet' oyu kullanacağını açıkladı. Ayrıca üç üye de oyunun rengini net olarak açıklamasa da sözleriyle Anayasa değişikliğine olumlu baktığını duyurdu.

Başkan hariç kalan yedi üye ise kişisel görüşlerini açıklamadı. Böylece Rifat Hisarcıklıoğlu'nun Başkanlığı'ndaki TOBB yönetiminde referandum öncesi derin bir çatlak oluştu. Geçtiğimiz gün SABAH'ın yaptığı araştırmada da TOBB'a bağlı 78 odanın 30'u referanduma 'evet' diyeceğini açıklamıştı.

DÖRT ÜYE MUHALİF OLDU

TOBB'un referandum konusunda yaptığı resmi açıklamaya muhalif olan isimler arasında İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Murat Yalçıntaş, Diyarbakır Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Fahrettin Akyıl, Konya Ticaret Odası Başkanı Hüseyin Üzülmez ve Gaziantep Sanayi Odası Başkanı Nejat Koçer yer alıyor. Dört isim de TOBB'un aldığı resmi karara karşı çıkarak referandumda 'Evet' oyu kullanacaklarını açıkladı. Son olarak 'Evet' cephesine geçen Gaziantep Sanayi Odası Başkanı Nejat Koçer, Anayasa değişikliğinin demokrasinin gelişimi için atılan adım olarak değerlendirdiğini ve bu gelişmelerin ekonomiyi doğrudan etkilediğini düşündüğünü belirterek, yeni anayasayı desteklediğini belirtti. Anayasa değişikliğine 'Evet' diyeceğini ilk açıklayan İTO Başkanı ve TOBB Başkanvekili Murat Yalçıntaş olmuştu. Yalçıntaş "İnanıyorum ki bu değişiklikle, Türkiye'de yeni bir sayfa açılacaktır'' değerlendirmesinde bulunmuştu.

Nejat Koçer Gaziantep Sanayi Odası Başkanı ve TOBB Yönetim Kurulu Üyesi:

Değişiklik paketini demokrasi için olumlu buluyorum

"Yaşanan herhangi bir durumun ve özellikle ekonomi üzerindeki olası getiri ve götürülerini ve sorunlarını çoğu zaman dile getiriyoruz. Anayasa mahkemesinin de onayladığı bu pakete ve demokrasimizin genişlemesi için atılan adımlara ben olumlu bakıyorum."

Tanıl Küçük İstanbul Sanayi Odası (İSO) Bşk. ve TOBB Yönetim Kurulu Başkan Vekili

Kişisel olarak da oda olarak da vereceği oyu açıklamadı

Kişisel olarak görüş belirtmeyen Tanıl Küçük, "Sivil toplum kuruluşlarının tüm üyelerini bağlayan bir oy tercihini dile getirmeleri kanaatimizce doğru değil. Sivil toplum kuruluşlarının tüm üyelerini bağlayan bir oy tercihini dile getirmeleri kanaatimizce doğru değildir. Zira, çağdaş demokratik sistemlerde, ister seçimlerde ister referandumlarda olsun, oy kullanmak, sistemin özünü oluşturan, en temel bireysel haktır" dedi.

Murat Yalçıntaş İTO Başkanı ve TOBB Yönetim Kurulu Başkan Vekili:

Referandum politik bir uygulama değildir

"12 Eylül anayasa değişikliğine evet diyeceğiz. İnanıyorum ki değişiklikle, Türkiye'de yeni bir sayfa açılacaktır. Demokratik standartlarımızla, anayasa standartlarımızla kalkınma ve gelişmemizi paralel kılmak zorundayız. Özellikle vurgulamak isterim ki anayasa oylaması politik bir oylama değildir."

Hüseyin Üzülmez Konya Tic. Odası Bşk. ve TOBB Yönetim Kurulu Üyesi:

Her platformda söyledik meclis olarak 'Evet' diyoruz

"12 Eylül' de yapılacak referandumda 'evet' oyu kullanmak için Türkiye'de bir ilki gerçekleştirerek Meclis kararı aldık. Oda olarak sivil Anayasa ihtiyacını her platformda dile getirdik. Ekonomik kalkınmanın kaliteli demokrasiyle birlikte sağlanacağına inanıyoruz. Bu nedenle KTO Meclisi'nde karar aldık."

Mustafa Yardımcı Edirne Tic. Borsası Bşk. ve TOBB Yön. Kur. Üyesi:

Olumlu bakıyorum ama mutabakat sağlanmalıydı

"BORSAMIZDA 1000'den üyemiz bulunuyor. Onlar adına görüş belirtmek doğru olmaz. Yönetiminde bulunduğum TOBB adına da referandum konusunda yorum yapamam. Ancak kişisel olarak baktığınızda yeni anayasada toplumsal uzlaşının eksik olduğu kanaatindeyim. Yeni anayasanın maddelerine bakınca ise birkaç maddede eksiklikler olduğunu düşünüyorum ancak genel olarak yeni anayasaya olumlu bakıyorum. Eğer o maddelerdeki eksiklikler ortadan kalksaydı düşünmeden evet derdim."

İlhan Parseker Bursa Tic. ve San. Odası Meclis Bşk. ve TOBB Yön. Kur. Üyesi:

13 Eylül'de yeni anayasa ile yolumuza devam ederiz

"TOBB olarak yeni anayasa için çalışma yapılmasını yıllar önce dile getirmiştik. Biz yenilikçi, demokratik, kişisel hak ve özgürlükten vazgeçmeyen bir anayasa taraftarıyız. Bazı konularda eksiklikler olduğu aşikar. 13 Eylül'de yeni bir anayasa ile yolumuza devam edeceğimizi düşünüyorum."

Halim Mete Deniz Ticaret Odası Bşk. Yard. ve TOBB Başkanvekili:

Olumlu bakıyorum ama TOBB görüşünü savunuyorum

"BİZ daha önce de açıkladık. Anayasada değişime olumlu bir adım olarak bakıyoruz. Ben de böyle düşünüyorum. Ama sürecin oldukça fazla siyasallaştığını düşünüyorum. Burada yapılan değişikliklerde TOBB'un görüşünü benimsiyorum ben de. Kişisel görüşümü beyan edemem."